A Milli Takım'ın Avustralya Maçı Sonrası Psikolojik Durumu
2026 Dünya Kupası'na büyük umutlarla katılan A Milli Takımımız, ilk maçında Avustralya'ya 2-0 yenilince, basında ve sosyal medyada yoğun eleştirilere maruz kaldı. Bir gün önce övgü dolu sözlerle karşılanan 'Bizim Çocuklar', önlerinde iki maç olmasına rağmen bir anda büyük bir düşüş yaşadı.
Bu olumsuz atmosfer futbolcularımızı nasıl etkiler?
Tüm Türkiye'yi ilgilendiren bu sorunun cevabını, 2002 Dünya Kupası'nda Türkiye'yi üçüncülüğe taşıyan A Milli Takımımızda psikolog olarak görev yapan Prof. Dr. Turgay Biçer'e sorduk.
"En ufak eleştiride eskiye döndüler, saç baş işleri önemli olmamalı"
Eleştiriler futbolcular üzerinde yıkıcı bir etki mi yaratır, yoksa hırslandırıp kenetler mi?
Prof. Dr. Biçer, "Futbolcularımız bu tür duygusal baskıları kaldıracak psikolojik sağlamlıkta değil. Bunun sebebi, bu konu üzerinde yeterince çalışmamış olmaları. Psikolojik beceriler uzun süreli çalışmalar gerektirir. Ancak belli bir düzeyde tecrübe sahibi oldukları için bu durumu idare ediyorlar. 2002 Dünya Kupası'nda olduğu gibi, en ufak bir eleştiride saç şekillerine odaklanıyorlar. Belki bu bir alışkanlık ama bu seviyedeki sporcuların her türlü baskıyı kaldıracak güçte olmaları gerekiyor. Futbol bir oyun ve keyif alınması gereken bir aktivite; saç baş işleri bu kadar önemli olmamalı."
"Futbolcuların İstiklal Marşı'nı nasıl söylediğine bakarım"
İstiklal Marşı söylerkenki ruh hallerinin önemli olduğunu belirten Biçer, "Çocuklar gününde oldukları zaman bu enerji o güne yansır; yüz ifadeleri, davranışları ve konuşmaları bilinç dışı olarak belirlenir. Avustralya maçından önce bu duruma dikkat ettim; enerjileri düşüktü, istenilen seviyede değildi. Bu, diğer hazırlıkların tamam olmasına rağmen psikolojik hazırlıkların eksik olduğunu gösteriyor. Eleştirilerden etkilendiklerini düşünüyorum. Her şey teknik, taktik ve kondisyon değil; psikolojik beceriler de çok önemli. Baskı altında soğukkanlı kalmak ve baskıyı yönetmek üzerine çalışmalar yapılması gerekiyor."
Şimdi, "Bu fırtınalı ortamı nasıl kaldıracaklar?" sorusuna cevap arayalım...
"Çocuklar şu an saldırı altındalar ve kendilerini koruyamıyorlar"
Biçer, "Bunu teknik direktör, antrenör ya da federasyon başkanı yapamaz; uzman birine ihtiyaç var. Ancak şu anda orada öyle biri yok gibi görünüyor. Dolayısıyla, ya herro ya merro durumundalar. Bu tür ortamlar ters de tepebilir. Anlık öfkeyle yanlış bir şey yapabilirler. Bu nedenle oyuncularımızın sakin kalmaları, sosyal medyadan uzak durmaları ve işin keyfini çıkarmaları gerekiyor. Milli takımın bulunduğu atmosfer iyi anlaşılırsa bu durumu atlatabilirler; aksi takdirde darmadağın olurlar."
"Maç günü veya bir gün önce telefonları toplayabilirsiniz"
Bu tür durumlarda futbolcuların telefonlarını toplamanın bir çözüm olup olmadığını sorduğumuzda, Biçer, "Yasaklar başka sorunlara yol açabilir. Futbolcuların telefonlarını turnuva boyunca toplamak bir çözüm değildir. Ancak maçtan bir gün önce veya maç günü, 'Arkadaşlar kusura bakmayın' diyerek telefonlarını alabilirsiniz. Bu, oruç tutmak gibi! 'Bugün telefon olmayacak, sosyal medyadan uzak duracağız, onun yerine oturup sohbet edeceğiz, film seyredeceğiz' demek gerekiyor. Bu tür uygulamalar, psikolojik suyun arındırılması açısından faydalı olur. Böyle olursa yeni bir başlangıç yaparak tam enerjiyle maça çıkabilirler."
"2002'de daha kötüsünü yaşadık"
2002 Dünya Kupası'nda benzer sorunlar yaşanıp yaşanmadığını sorduğumuzda, Biçer, "Bence o zaman daha kötü bir durum vardı. O dönemde de Playstation bağımlılığı söz konusuydu. Futbolcular gece 3'lerde, 5'lerde yatıyorlardı. Görevliler gelip, 'Bu uyumadı, o uyumadı' diye şikayet ediyorlardı. Ben de onlarla konuşup, hipnoterapi yaparak uyumalarını sağlıyordum. Bunun dışında hepsine serbest zaman ayarlayıp film izletiyor, nefes ve motivasyon çalışmaları yaptırıyordum. Ne olduğunu anlamadan maçlara hazır hale geliyorlardı. Yani o beladan bu şekilde çıktık."