Acun Ilıcalı'nın Hull City Başarısı ve Türk Enerjisi

Acun Ilıcalı'nın Hull City Başarısı ve Türk Enerjisi

"Sıra dışıyım..." İngiltere'de Acun Ilıcalı ile yaptığımız ziyarette, bu sözleri arabanın içinde söylemişti. Zaman, onu haklı çıkardı; karşımızda gerçekten de İngiliz geleneklerine meydan okuyan, tabuları yıkan sıra dışı bir adam ve onun yazdığı benzersiz bir hikaye var.

İngiltere'de gelenekler son derece önemlidir. Wembley'deki bir final maçında protokol tribününde takım elbise giymek ve kravat takmak yazılı olmayan bir kural olarak kabul edilir. Ancak bizim sıra dışı adam, bu usule itiraz etti, kendi tarzını savundu ve maçı gömlekle, kravatsız izledi.

İMKANSIZLIKTAN PREMİER LİG'E

Sportif açıdan bakıldığında, bu başarı tam anlamıyla bir mucize. Middlesbrough ve Millwall gibi dev bütçelere sahip takımların bulunduğu bir ligde, Hull City ciddi bir transfer yasağı ile mücadele ediyordu. Sadece bonservisi elinde olan oyuncuları kadroya katabildikleri sınırlı hareket alanında, imkansızlıklar ve devasa rakiplere rağmen bu takım Premier Lig'e yükselmeyi başardı.

DÖRT YILLIK EMEĞİN SONUCU

Bu yolculuk kolay olmadı. Dört yıllık süreçte harcanan paralar, yanlış hoca tercihleri, kötü transferler ve geçen yıl ligde zor bela kalmanın getirdiği taraftar kırgınlığı gibi zorluklarla doluydu. Kümede kalan teknik direktörü değiştirip, sezona transfer yasağının gölgesinde kötü bir başlangıç yaptıktan sonra, playoff'a güç bela ulaşan bir takımdı Hull City. Ancak inanç, bütçelerden daha büyük bir güçtü.

En az şans verilen takım, dünyanın en pahalı maçından zaferle çıktı.

BİR SÜRPRİZİ DAHA VAR

Hull City’nin sırrı, kötü günlerde saklı. Acun Ilıcalı, “ Kötü zamanda da moralini bozma diyerek bana asıl destek olan onlardı ” diyerek taraftarın önemini vurguluyor. Ilıcalı’nın başarı odaklı ama bir o kadar samimi yaklaşımı, futbolcularla kurduğu aile bağı ve şehre verdiği güven, kulübün genel enerjisini zirveye taşıdı. Bu değişim, Hull City’yi sadece bir futbol takımı olmaktan çıkararak, bir sosyalleşme aracı ve şehrin en büyük gurur kaynağı haline getirdi.

LAS VEGAS SÖZÜ VERMİŞTİ

Gelelim perde arkasına... Yolun başında, “Takım şampiyon olursa herkesi Las Vegas’a götüreceğim” demişti ve bu prim açıklaması çok konuşulmuştu. Ancak asıl büyük sürprizi daha vardı. Final sonrası o kadar yoğun ve heyecanlıydı ki, bu sürprizi sorma fırsatını bulamadık. Şimdilik bu sürpriz cebinde kaldı ama Wembley’de yazılan bu tarih, İngiliz futbolunun gördüğü en büyük sürprizlerden biri oldu. Ve dünya futbolunun en büyük vitrini Premier Lig’in 20 başkanlık koltuğundan biri bir Türk’e ait. Sıra dışı bir Türk’e...

İNGİLİZLERİ TÜRK ENERJİSİYLE COŞTURDU

Wembley'deki tarihi günden önce, Hull taraftarının toplandığı devasa mekana girdik. Gözlerime inanamadım; herkesin elinde Türk bayrakları vardı. Başkan orada, ailesi orada... Düşünün, bir kulübün başkanı maçtan önce taraftarıyla yan yana şarkılar söylüyor, aynı heyecanı paylaşıyor. Sonra Acun Ilıcalı eline mikrofonu alıyor ve İngilizce bilmeyen birinin bile tüylerini diken diken edecek bir coşkuyla motivasyon konuşmasını yapıyor. İngilizleri kendi evlerinde Türk enerjisiyle coşturmak... İşte sıra dışılık tam olarak buydu.

Ilıcalı, bu süreci “Ben de şöyle bir etki var; ‘feel-good factor’ (kendini iyi hissetme faktörü) denilen o atmosfer oluşumunu sağladım galiba” diyerek özetlemişti. Gerçekten de öyle.

KOMBİNE SATIŞLARI 5 KAT ARTTI

Ilıcalı öncesinde bu şehirde kulüp sahiplerine karşı büyük bir nefret vardı. Şehir ile kulüp arasındaki bağlar tamamen kopmuştu. Maçta konuştuğum taraftarlar, “Biz bazen 200 kişiye, en fazla 2 bin kişiye oynuyorduk” dediler. Önceki gün ise Wembley’in yarısı turuncu siyaha boyanmıştı. Kombine satışları 5 binlerden 25 bin seviyesine çıktı.

İNGİLİZLERİN DE ACUN ABİSİ

Hull, İngiltere’nin diğer popüler şehirlerinin yanında sönük kalmış, adeta gözden çıkarılmış bir liman kentidir. Ancak bu sıra dışı başkan, o şehre umudunu geri verdi. Futbol takımı, toplumun kendini dünyaya ifade edebileceği en güçlü alan haline geldi. İnsanlar evlerini Türk bayraklarıyla donattı, İngiliz gençlerin sokakta bana “Acun Abi” diye seslendiğine tanıklık ettim.

KRİZDEN ÇIKAN ‘RAHAT’ BİR KAHRAMAN: JAKIROVİC

Maçtan önce Acun Ilıcalı ile bir araya geldiğimizde, “En büyük gücüm hocanın rahatlığı” demişti. Sergej Jakirovic’den bahsediyordu. O bahsettiği rahatlığı, hoca son bir haftalık kriz sürecinde net bir şekilde gösterdi. Maçtan önce çıkıp, “Middlesbrough’un 40 şut denemesi vardı, Southampton acaba neyimizi dikizledi?” diyerek gösterdiği rahatlığı, saha içinde de aynı esneklikle devam ettirdi. Rakibin stoper hamlesiyle çift 6’lı sisteme dönüp Hull’un dengesini bozmaya çalıştığı anlarda, kulübeden hamlesini geciktirmedi. Hızlıca cevap verdi ve maçı taktiksel olarak da kazandı.

Topics

Related news