Fırat Aydınus'tan Türk Hakemlerine Eleştiri

Fırat Aydınus'tan Türk Hakemlerine Eleştiri

Süper Lig'in eski tecrübeli hakemlerinden ve Hürriyet spor yazarlarından Fırat Aydınus , Türk hakemlerine dair önemli değerlendirmelerde bulundu.

Aydınus, yazısında hakemlerin manipüle edildiğini ifade etti.

Fırat Aydınus’un yazısından alıntılar:

Güvenin bittiği yerde hakemlik başlar mı?

Artık hakemlik, sadece sahada düdük çalmakla sınırlı değil. Asıl mücadele, soyunma odasının kapısından başlıyor. Paranoya, dedikodu ve kulis, mesleğin doğasına aykırı olsa da, bugün hakem camiasının gerçeği bu.

Bu noktaya nasıl gelindiğine gelince; uzun süredir uygulanan yönetim politikaları, hakemleri ekip olmaktan çıkarıp bireysel kurtuluş arayan figüranlara dönüştürdü. Herkesin gözü bir üst klasmanda, ancak o yolun taşları artık liyakatle değil, ilişkilerle döşeniyor.

Genç hakemler, üstlerindeki otoriteye değil, onların ilişkilerine güveniyor. Tecrübeli hakemler ise, arkalarını dönmeye korkuyor. Çünkü bir maçlık hata değil, tek bir kulis dedikodusu bile kader belirliyor.

Bu düzen içinde “dostluk” kelimesi, yalnızca maç öncesi tokalaşmalarda kalıyor. Güven dediğimiz şey, artık VAR odasında ses kaydından ibaret. Hakemlik böyle bir zemin üzerinde yükselemez.

Unutulmamalıdır ki, adaletin temsilcisi olanlar, önce birbirine adil davranmalıdır. Aksi takdirde, sahada doğru karar verseniz de kamuoyu sizi sorgular. Çünkü hakemliği önce içeriden çürütürseniz, dışarıdan gelen eleştirilere de zemin hazırlarsınız.

Ve belki de en acısı şu:

Bugün hakemliğe en büyük zararı, dışarıdan gelen baskı değil, içeride büyüyen güvensizlik veriyor. Yeni jenerasyon hakemler sahaya çıkarken sadece düdük taşımıyor, aynı zamanda sistemin yükünü de taşıyor.

Alt yaş kategorilerinden Süper Lig’e kadar yükselen birçok genç hakemin ortak bir özelliği var: Yeteneklerinden çok, sistemle kurdukları uyum sayesinde varlık gösteriyorlar. Bu uyumun adı ise çoğu zaman “itaat”, “sessizlik” ve “sorgusuz sadakat”.

Eskiden hakemler, sahada yaşadıklarıyla pişerdi. Zor maçlar yönetir, kamuoyu baskısı görür, karakter kazanırlardı. Şimdi ise hakemler, önce davranış biçimleriyle, sonra ilişkileriyle, en son da saha içi yönetimleriyle değerlendiriliyor.

Eğitim adı altında verilen bazı yönlendirmeler, genç hakemlerin zihinlerine yalnızca kural bilgisini değil, aynı zamanda “nasıl görünmeleri gerektiği” algısını da kodluyor. Düdüğü doğru çalmak kadar, nerede ne kadar konuşacaklarını, kime mesafeli duracaklarını ezberliyorlar.

Bu durum, uzun vadede bağımsız düşünebilen, sahaya kişilik koyabilen hakem profilinin önünü kapatır. Hakemlik bir temsil işidir, evet. Ancak temsil edilen yalnızca federasyon değil, aynı zamanda futbolun adaletidir. Genç hakemler, sadece “görev verilen” değil, aynı zamanda “güven duyulan” bireyler olarak yetiştirilmelidir.

Aksi takdirde, sistemin istediği gibi şekillenen ancak futbolun ruhuna yabancı kalan bir kuşak büyür. O kuşak belki birkaç yıl parlatılır, klasman yükseltir ama güven inşa edemez. Ve gün gelir, kendi içindeki en büyük krizi kendisi yaratır.

Bugün yaşanan şey tam olarak budur.

Topics

Related news