Futbolun İnsan ve Sabır Odaklı Geleceği

Futbolun İnsan ve Sabır Odaklı Geleceği

Geçtiğimiz hafta Abdullah Avcı ile futbol üzerine bir sohbet gerçekleştirdim. Avcı'nın paylaştığı, futbolun derinliklerinden gelen dört farklı anekdot, bugün neden başarılı olamadığımızın, sürekli savrulduğumuzun ve en önemlisi neleri kaybettiğimizin net bir görüntüsünü sunuyordu.

Bu anekdotları tek bir ana tema etrafında birleştirelim: İnsan ve sabır odaklı bir futbol düzeni, dijital dünyanın acımasız algı operasyonlarına karşı nasıl ayakta kalabilir?

ŞAMPİYONLUK İÇİN TEŞEKKÜR

Abdullah Avcı, Trabzonspor'u şampiyonluğa taşıdığında telefonunun ekranında bir isim belirir: Fatih Tekke. Telefonu açtığında Tekke'nin kurduğu cümle, bu toprakların futbol ikliminde nadiren duyulan bir ifadedir:

“Trabzonspor’umu şampiyon yaptığın için teşekkür ederim.”

Bir teknik direktörün, çocukluk aşkının başarısını kendi egosunun ve mesleki hırsının önünde tutabilmesi oldukça etkileyici bir hikaye değil mi? Avcı'nın bunu anlatması da olgunluğunun bir göstergesi.

YÖNETİMİN HOCAYA DESTEĞİ, TÜM TAKTİKLERDEN DAHA ÖNEMLİDİR

Peki, bu içten aidiyet duygusu kulüp yönetimleri tarafından nasıl karşılık buluyor? Abdullah Avcı, Başakşehir döneminden bir dönüm noktasını paylaşıyor. Takımın kötü gittiği bir dönemde başkan Göksel Gümüşdağ, hocasının arkasında dimdik durarak oyuncuların karşısına geçer ve şu ifadeleri kullanır:

“Bu takım düşse de Abdullah Avcı ile devam edeceğim, kalsa da.”

Futbolcular, hocanın istikrarını ve organizasyonun sağlamlığını gördüklerinde sahaya karakter koyma konusunda motive olurlar. Sonuç mu? Takip eden dört maçta 12 puan. Taktiklerin ve stratejilerin arkasındaki temel unsur, yönetimin destekleme iradesidir.

NWAKAEME’NİN ANNESİNDEN GELEN DUA

Günümüzde modern futbolu yalnızca GPS verileri, koşu mesafeleri ve istatistiklerle tanımlayanlar için Abdullah Avcı'nın Anthony Nwakaeme üzerinden verdiği insan yönetimi dersi oldukça öğretici. Milli arada Nijeryalı oyuncu üç gün izin istemeye gelir. Avcı, izni verir. Ancak Nwakaeme mahcuptur:

“Hocam, üç gün verdin ama bunun iki günü yolda geçecek, annem hasta, onu görmem lazım.”

Avcı duraksamadan izni altı güne çıkarır. Altı günün sonunda Nwakaeme kampa döndüğünde, yanında sadece dinlenmiş bir beden değil, “Annem sana çok dua etti” diyen sadakat dolu bir kalp taşımaktadır.

DİJİTAL FUTBOL CANAVARI

Biz sahada vefayı, yönetim istikrarını ve insan yönetimini tartışırken, dışarıda her şeyi saniyeler içinde tüketmeye programlanmış dijital bir canavar büyümekte. Türk futbolunun geleceğini tehdit eden en karanlık nokta tam da burası. Abdullah Avcı'nın anekdotlarından sonra yaptığı tespitlere dikkat edin:

Dijital dünyanın ve internetin hızı futbol kulüplerine de yansıyor ve bu durum korkunç bir sabırsızlık yaratıyor. Teknik direktörlerin çabuk tüketilmesine yol açıyor. Kararlar artık gerçek saha sonuçlarından ziyade sosyal medya algılarıyla şekilleniyor. Hatta bot hesaplar aracılığıyla yürütülen organize çalışmalara kadar, başarılı teknik adamlara dair olumsuz bir hava oluşturulabiliyor. Sosyal medya üzerinden, adımızın bile geçmediği kulüplerle görüşmüşüz gibi yapay gündemler yaratılarak itibar suikastları gerçekleştiriliyor.

SONUÇ: GERÇEK Mİ, ALGI MI?

Abdullah Avcı ile yaptığımız bu ufuk açıcı sohbetten çıkardığım en önemli sonuç şudur:

Fatih Tekke'nin vefası, Göksel Gümüşdağ'ın sarsılmaz iradesi ve Nwakaeme'nin anne duasıyla yeşeren sadakati; günümüzde akıllı telefonların arkasına saklanmış bot hesapların, organize trollerin ve “trend topic” korkusuyla titreyen vizyonsuz yöneticilerin yarattığı karanlık dehlizde boğulma tehlikesi yaşıyor.

Eğer futbolu akıllı telefonların ekranlarından kurtarıp yeniden sahanın içine, yeşil çimlere ve insanın kalbine indirmezsek, daha çok hocayı öğütür ve daha çok başarıyı kendi ellerimizle baltalarız. Karar bizim.

Topics

Related news