Türkiye Futbol Takımı'nın Dünya Kupası Hedefi
Kamp başladı. İstanbul'da Romanya ile kritik bir karşılaşma yapılacak. Ardından, beş gün sonra Dünya Kupası'na katılma yolundaki son büyük final gerçekleşecek. Değerli Montella ve kıymetli kardeşlerim, bu 24 yıllık özlemi sona erdirecek olan sizlersiniz. Buna yürekten inanıyorum. İlk günden itibaren hiçbir şeyi sorgulamadan, mazeret üretmeden, büyük bir inançla yola çıktınız. Benim hiçbir kuşkum yok. Ancak futbol, oynamadan hiçbir şeyin kesinleşmediği bir oyun. Türkiye Dünya Kupası'na katılırsa, bu sizin emeğiniz, karakteriniz ve inancınız sayesinde olacaktır. Eğer katılamazsak, sorumluluk bizimdir.
1999 yılında, 17 yaşımdayken ilk kez Riva'ya adım attım. O dönemde U18 kampındaydık. Başantrenörümüz rahmetli Gündüz Tekin Onay ve yardımcısı Osman Denizci ile birlikteydik. Riva'da yalnızca bir kulüp, küçük bir bina ve iki saha dışında neredeyse hiçbir şey yoktu. Köy içinde ufak bir market vardı, izin olduğunda yürüyerek oraya giderdik. Bugün 2026'ya baktığımızda Riva'da modern tesisler, yatırımlar, genişlemeler ve hatta bir golf sahası bile mevcut. Görüntü güzel. Ancak futbola baktığımızda; bahis, şike, Avrupa'daki sonuçlarımız ve ligin kalitesi gibi konularda maalesef hala ciddi eksiklikler var. Hem genç takımlarda hem de A takım seviyesinde; çalışma ortamları, futbola yaklaşım ve futbola saygı açısından eksiklikler mevcuttur. İlgi, heyecan ve taraftar bulunsa da, sağlam bir temel hala eksik. Eğitim, düzen ve sistem açısından iyileştirmelere ihtiyaç var.
Geçmişte 2002, 2008 ve 2024'te elde edilen başarılar büyük ölçüde karakter, takım ruhu, cesaret ve iyi niyetle geldi. Ancak artık biliyoruz ki bu yeterli değil. Daha fazlası gerekiyor. Demek istediğim şu: Cesaretle oynayın. Umutla oynayın. Heyecanla oynayın. Fakat dengeyi asla kaybetmeyin: Saha dışında mütevazı ve alçakgönüllü, saha içinde ise özgüvenli, cesur ve rakibin karşısında dimdik duran bir takım olun.
Hakan, hatırlıyor musun... O boş A4 defterini takımın önünde vermiştim. “Bunu doldurun” demiştik. Ama herkesin doldurduğu gibi değil... Bu defter; bahaneyle değil, karakterle dolacaktı. Ve o gün şunu hep konuştuk: Hikayeyi siz yazacaksınız. Nasıl hatırlanacağınızı siz belirleyeceksiniz. Bu formayı taşımak isteyen, önce kendini taşıyacak. Saha dışında alçakgönüllülük, saha içinde cesaret... Ve şunu hep konuştuk: Bayrak yükseldiğinde, onun altında büyüyemeyen bu formayı giyemez. Bu takımda olmak isteyen, o bayrağın altında büyümek zorunda. Çünkü burası sadece iyi oyuncuların yeri değil... Burada karakteri olanlar kalır. Ama şunu da biliyorum: Sizde o yürek var. Sizde o karakter var.
Daha dün gibi hatırlıyorum... 2021 Ekim'indeki ilk kampımızı... Nasıl başladığımızı, nasıl büyüdüğünüzü, nasıl olgunlaştığınızı... Arda, Kenan, Orkun, Eren, Barış, Yunus, Kerem, İsmail... Ve burada tek tek sayamadığım tüm kardeşlerim... Hepinizin nasıl geliştiğini, nasıl güçlendiğini görüyorum. Siz de bunun farkındasınız. Yolunuz uzun. Hedef sadece bugün değil, hedef 2032. Siz bu yolun öncülerisiniz. Sizden sonra gelenler sizin izinizden yürüyecek. Allah yardımcınız olsun. Dualarımız sizinle. Ve unutmayın: Başarırsanız, o başarı sizindir. Başaramazsanız, sorumluluk bizimdir. Ama ben inanıyorum... Bu hikayeyi en güzel şekilde siz yazacaksınız.
Eski Milli Futbolcu Hamit